ERP anasayfa ERP - Bilgi Merkezi bilgi merkezi Makaleler makaleler
ERP
Dünyadaki Kamu İktisadi Teşebbüsleri dışında kalan firmaların yaklaşık olarak % 65 – 85’i aile şirketleridir. Türkiyede ise KİTler dışında kalan hemen hemen tüm firmalar temelinde birer aile şirketidir ve ülke ekonomisine yön verenler de yine bu firmalardır. Genel olarak Pazar ve beklentilerinin nispeten daha az olduğu, serbest Pazar ekonomisi ile yükselişe geçilen ve kar marjlarının yüksek olduğu zamanlarda günün gereksinimlerini farkedebilmiş, kendi isimleri ile kalitesini yaşatmak isteyen işletmeler olan aile şirketlerinin bir kısmı başarılı olup kuşaklar boyu varlığını sürdürebilirken, ne yazıkki yaşamış oldukları sorunlar nedeniyle çok büyük bir kısmı üçüncü kuşağı göremeyerek yok olup gitmektedir.

Türkiyeye bakıldığında ise bugün en büyük kurumsal firmalar bile temelinde birer aile şirketidir. Ve 2. veya 3. Kuşak tarafından yönetilen bu firmalar sadece Türkiye’de değil uluslararası arenada da ciddi başarılar sağlamaktadır.

Aile şirketlerinin; finansal, yönetimsel, örgüt kültürü ve ortak hedeflerin mevcudiyeti gibi birçok ciddi avantajı vardır. Aile şirketlerinde hakim olan dayanışma ve sadakat duygusu diğer şirketlere göre çok daha fazladır. Aile olmanın getirdiği avantajlarından yararlanılarak, düşünceler daha özgürce ve inançla söylenir ve çalışanlar sahip oldukları aile içerisinde bu dayanışma halinde hizmet etmekten genelde mutluluk duyar. Bunun yanısıra aile şirketlerinde önemli kararların belirleyici noktası birey olduğundan kararlar çok hızlı alınabilmektedir. Fon gereksinimi aile fertlerinin kişisel nakdi, menkul ve gayrimenkullerinden karşılanabilmektedir. Başka bir kişinin kurumunda çalışmaktansa kendi aile firmasında çalışma arzusu ortak hedefler doğrultusunda beraberinde çok daha fazla özveride bulunma, fedakarlık ve azim getirmektedir.

Ancak her ne kadar bu denli avantaja sahip olsa da yapılan birçok çalışma göstermiştir ki aile şirketlerinin ancak % 3.4’ü 3. Kuşağını görmektedir. Elbetteki bunun temelinde birçok unsur yer alır.

Dünün gereksinimini farkeden firmalar bugün kendi ihtiyaçlarını görmekte zayıf kalıyor.

Problemin ilki birçok aile şirketinde yaşanan sistemsizlik sorunudur. İşletmenin hali hazırda temellerini oturtmuş olduğu sistematik bir yapısı mevcut değildir. Bu kimi zaman aile içi ilişkilerden de kaynaklı olabilir. Nitekim sistemsel bir yapı beraberinde bir takım standartlar ve ölçüm mekanizmaları gerektirir.

Çoğu aile şirketinde sistem anlayışının benimsenmemesi nedeni ile teknik ve operasyonel seviyede belirli standartlar, akışlar ve prosedürler oturtulamamıştır. Operasyonel düzeyde bile belirli bir kişinin ağzından çıkacak kelimelere göre aksiyon alınabilmektedir. Birçok stratejik noktada hızlı karar alabilen işletme, çoğu zaman süreçlerini yürütmekte hantal kalır. Zamanla firma hızını ve esnekliğini kaybeder. Sistem mantığından uzak bir yapı beraberinde işletmenin süreçlerinde ve bu süreçler arasındaki akışlarda aksamalar, darboğazlar, hatalar ve sonunda kırılmalar yaratır.

Özel isimlere bağımlılığı olan kurumlar

Yine belirli bir sistem yapısını oturtamama işletmeleri hep bireylere bağımlı kılar. Çünkü işletmeyi yöneten sistemin kendi süreçleri değil artık belirli bireylerin kendisidir. Her seviyede alınan kararlar sistemin ürettiği nicel verilerden hareketle değil nitel ve kimi zaman subjektif değerlendirmeler sonucu oluşturulur. Bu da beraberinde somut ve nicel gerçeklere tam olarak dayandırılmadan alınan ve hatta çoğu zaman sadece günü kurtarmayı sağlayan kararlara sebep olarak ileriyi öngörememeyi doğurur. Önünü görmeyen bir stratejik planını çizemez. Bir plan dahilinde hareket etmeyen hiçbir varlık nerede, nasıl olduğunu sorgulayamaz ve tam anlamıyla değerlendiremez. Bu da yine anlık ve gün kurtarıcı kararlar alınmasını tetikler ve bu döngü sürekli kendini tekrar eder. Ta ki anlık kararlarla aşılamaz bir problemle karşılaşılana kadar. İşte bu noktada işletme yanlış bir karar ile ciddi bir yara alır.
ERP